surrr
Anasayfa > Yazarlar > Mehmet'in SARI ÇİZME'leri > İMANA SAPLANAN HANÇERLER: MEALLER-2
Mehmet'in SARI ÇİZME'leri

İMANA SAPLANAN HANÇERLER: MEALLER-2

27.06.2022 16:15 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Mehmet'in SARI ÇİZME'leri

    2006 yılında Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalında Arşiv görevlisi olan Süleyman GEZER’in Hitit ilahiyat fakültesi dergisinde yayımlanan “ENZELN EL-HADÎD” [EL-HADİD 57/25] İFADESİNİN TERCÜME VE YORUMLARI ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER adlı makalesinden konumuzla alakalı alıntıların ikinci bölümüne kaldığımız yerden devam edeceğiz.

   Çeviri kuramlarından eşdeğerlilik tanımı “özgün metnin, kendi dilinin okurunda uyandırdığı etkinin, çeviri metninde çeviri dili okurunda uyandırabilmesi”dir. Bu anlamda bir eşdeğerlilik, özellikle deyimlerin bir dilden farklı bir dile çevirisinde gözetilmesi gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse “tavadan ateşe atlamak” deyimi özgün anlamıyla Türkçe’ye aktarılmıştır. Fakat bu ifadenin bir İngiliz üzerinde uyandırdığı etki ile bir Türk’te uyandırdığı etki birbirinden farklıdır. Belki bu deyimin “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” şeklinde Türkçe’ye aktarılması gerekirdi. Aynı şekilde “demiri indirdik” ifadesi Türkçe bakımından pek karşılanamıyor. Çünkü bizim anlayışımızda demir gökten inen bir şey olmayıp aksine yerden çıkarılan bir madendir.

   Kutsal Kitap metinlerin çevirilerinde kültürler arası farklar da dikkate alınmaktadır. Meksika yaylalarında yaşayan Kızılderililere, bunların denizi tanımadıkları düşüncesiyle, İsa’nın denizin üzerinden değil, bir bataklık üzerinden geçtiğini söylemek gerekmiştir. Eskimolar için yapılmış çevirilerde ise “Tanrım, bugünkü ekmeğimizi ver bize” yakarışı, Eskimolar ekmek tanımadığı için “bugünkü balığımızı ver” diye aktarılmıştır. Ayrıca Hz. İsa için kullanılan “Tanrı’nın kuzusu” deyimi ise “Tanrı’nın foku” şeklinde çevrilmiştir. Dolayısıyla tercümelerde bu kültürel durumlar dikkate alınıp anlam yansıtılması gerekmektedir.

   Meâllerde ayetin tercümesiyle ilgili tam bir mutabakatın olmadığı göze çarpar. Uzlaşının olmaması demek aslında Kur’an’a ilişkin ve anlamı konusunda tam bir uzlaşının olmaması anlamına gelir. Bu ise meal yapanların tefsir literatürünü dikkate almadıklarını gösterir.  Tercümeleri üçe ayırmak mümkünse de bazı farklı tercümeler de bulunmaktadır. Bu tercümeler ayetin Arapça söyleniş biçimini tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Mütercim kendi zihninde kurguladığı bir anlamla ifadeyi tercüme etmektedir.

   Şatıbi’ye (ö.790/1388) göre ilk muhatapların kültürel ve dilsel durumları referans alınmadan yorumlamalarda bulunulması aynı zamanda Şari’nin maksadını aşması anlamına gelmektedir. Kelimelerin anlamları, kullanılmaya başladığı andan itibaren aynı kalmayarak değişime uğramıştır. Dolayısıyla Kur’an’ın daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan yeni anlayışlarla yorumlanması Allah’ın ilk muhataplarına bilmedikleri bir mesajla hitap etmesi anlamına gelir ki; bu da Kur’an dili ve belağatı açısından mümkün değildir. Ayrıca Şatibi İslam şeriatının anlaşılmasında ümmilerin önemli bir rolünün bulunduğu, bu ümmilerin de Kur’an’ın kendi dilleriyle indirildiği Araplar olduğunu vurgular. Bundan dolayı, ilk dönem Araplarının üzerinde anlaştıkları konulara tabi olmak gerektiğini, dillerinde süregelen bir örf varsa, İslam şeriatının anlaşılmasında bunlardan ayrılmanın mümkün olmadığını ifade eder. Üzerinde anlaştıkları herhangi bir örf olmasa bile Arapların bilmediği bir şeyle, şeriatın anlaşılmaya çalışılmasının doğru bir yaklaşım olmadığı konusunda ısrarlıdır.

   Bilindiği gibi Arap dili ve belağatında bir ifadeyi gerçek anlamının dışında, benzetme amacı gütmeden kullanma sanatına mecaz-ı mürsel denilmektedir. Mesela Türkçe’de kullanılan “göze girmek” deyiminde buna benzer bir söz sanatı vardır. “Göz” kelimesi burada gerçek anlamı dışında kullanılarak başkasının beğenisini ve sevgisini kazanmak anlamını çağrıştırmaktadır. Başka bir örnek olarak Mü’min (40) suresinde geçen rızkın gökten indirilmesinden behseden ifadeyi verebiliriz. Aslında rızk gökten inen bir şey olmayıp, yağmurun yağmasıyla birlikte yerden rızkın yetişmesi dolaylı olarak ima edilmektedir. Diğer Kur’an ifadeleri yağmurun yağmasıyla yeryüzünün harekete geçtiğini zaten bize bildirmektedir.(2.Bölüm sonu)

 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.