NUH PEYGAMBERİN FERYADINDAN, HZ PEYGAMBERİN FERYADINA

  • imsa

İnsanlığın ikinci atası sayılan Nuh peygamber, Allah inancına ilk defa toplu olarak şirk bulaştıran bir şehirde görevlendirilmiştir. Nuh peygamberin içinde yaşadığı toplumu aslında Allah tanımaz bir toplum değildi. Bizzat Allahın varlığına inanıyorlardı. Lakin anadan, atadan gördükleri içerisinde şirk unsurları barındıran ibadet şekillerini sorgulamadan, araştırmadan taklitçi bir inançla Allah’a yakınlaşmaya çalışıyorlardı.  Toplum inancında geleneğin hâkim olduğu kavmi içerisinde peygamber olarak görevlendirilen Hz Nuh kavminin şirkten uzak bir inanca sahip olup cennete girmesi adına 950 -1000 yıl gibi bir süre vahiy içerikli Allah ve ahret inancını anlatmaya çalışmıştır. 
Hz Nuh peygamberlikle görevlendirildikten sonra müşfik bir yaklaşımla: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım(71/2)" dedik den sonra, akabinde ise: "Allah'a kulluk edin" diyerek çaktırmadan mevcut biz Allah’a aracısız ulaşamayız sesimizi duyuramayız diyerek, aracı varlıklara ibadet ve kulluk temeli üzerine kurulu inanç sistemlerinin yanlış olduğu dile getirir.  Milletinin Allahın razı olmadığı bir şekilde bir din anlayışlarının olduğunu vurguladıktan sonra  " O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın" diyerek, eğer hatanızdan döner Allahın istediği gibi bir Müslüman olursanız Allah(cc) sizin önceki hatalarınızı günahlarınızı bağışlar mesajını verir.
Bu müjdeyi verdikten sonra, bu mesaj doğrultusunda hayatlarını düzeltmemeleri halinde başlarına gelecek olan belayı/sıkıntıyı: "Doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!" sözü ile anlatır. Bu söz bir nasihat içermekle birlikte, aynı zamanda eğer hala eski şirk inanışında direnirseniz yakında helak olacaksınız uyarısını içermektedir. Hz Nuh’un içinde bulunduğu kavmi bu tehdide kulak asmadı. Atalarından, anasından, babasından, hocasından gördüğü inançlardan vazgeçmedi. Aynı zamanda peygamberin uyarılarına rağmen, bu yanlış inançlarını daha fazla yaşatma adına birbirlerine: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus,Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler. Böylelikle aynı İsrail oğulları ya da günümüzdeki bazı Müslümanlar gibi biz anamızdan, babamızdan, hocamızdan gördüğümüz inanç sisteminden ya da ekolümüzden başkasını kabul etmeyiz dediler.
Onların bu kararlılığını gören Hz Nuh Allah’a yönelerek: “Gerçekten ben yenildim"  dedikten sonra tabir-i caizse yaptıklarının bir özetinin sunum yaparak. "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım(71/5)" (Allaha kulluk edin, onun mesajına kulak verin, Allahın istediği gibi kitap ve sünnette bildirildiği şekilde ona kulluk edin dedim). "Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı(71/6) ". "Ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler(71/8)"
Hz Nuh’a tabii olmamalarının asıl sebebi, günümüz deyimi ile: eski köye yeni adet getirmesinden dolayı idi. Hz Nuh onlara sizin ananızdan, babanızdan, hocanızdan size aktarılan öğretilen yaşantı ve ibadet şekilleri yanlış dediği için ona sırt çevirdiler. Çünkü onlar şöyle düşünüyorlardı.  Sen hocamızdan, atamızdan daha iyimi bileceksin? Ya da bu kadar okumuş, kariyer sahibi, malı mülkü olan insan nasıl yanlış yapar. Ya da yanlış olsalar idi şu dernek de,  bu tarikatta, ya da cemaatte bu kadar insan olur muydu? 
Sayı ve çokluk ölçü ise o zaman: En doğru/hak din Hıristiyanlıktır dememiz lazım. Çünkü yeryüzünde en fazla taraftarı olan din Hıristiyanlıktır. Eğer diyorsanız kim haklı im haksız kıyamette belli olacak. Yok demiyor/diyemiyorsanız O zaman ölçümüz kuran-ı kerim ve sünnet olmak zorundadır. Bu zorunluluğu kabul etmeyenlere Allah-u Teâlâ İbrahim suresi 30. Ayetinde şu müjdeyi veriyor. De ki: “Keyif sürün! Hiç kuşkusuz, varacağınız yer ateştir.”

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.