Öncelikle başlığa bakıp da hemen STKları eleştireceğimi zannetmeyin.
Amacımız STKların bu kadar kolay kurulur olmaması.
Yani eleştirdiğimiz nokta sistem
Ama siyasetin arka bahçesi olan STKları da hedef tahtasından çıkartacak halimiz yok.
Sivil toplum kuruluşlarının görevi devletin gücünün yetmediği konularda araştırma, tesis ve hizmet sağlayarak devlet işlerindeki açığı kapatmaktır
Sivil toplum kuruluşları(STK) projeler üreten, kar amacı gütmeyen ve kurumsal kimliğe sahip oluşumlardır.
Bu oluşum ücretli çalışan personel ve gönüllü çalışanlardan oluşmaktadır.
Gönüllülük esasına dayanan, kar amacı gütmeyen, gelirleri bağışlar ve üyelik ödemeleri olan resmi kuruluşlardan bağımsız olarak çalışan siyasi, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçlar doğrultusunda lobi çalışmaları ve eylemler yapan kuruluşlar.
Dernek, vakıf, sendika ve oda adı altında faaliyet gösterirler.
Vakıf dernekleri topluma yararlı bir hizmet vermek için kurulan yasal topluluklardır.
Sivil toplum kuruluşları özel kişilerin girişimiyle devlet organizasyonlarından bağımsız kanuni olarak kurulmuş organizasyonların genel adıdır.
Sivil Toplum Kuruluşları kısmen veya tamamen devlet organları tarafından desteklense bile bünyesinde bir devlet yetkilisini barındırmadığı sürece Sivil Toplum Kuruluşu olarak kabul edilirler.
Kanarya Sevenler Derneği ve benzerleri her ne kadar kumar oynatmak amacı ile kuruldu ise de sistemdeki açık nedeniyle bunların sayısı her geçen gün artıyor.
Antalyadaki STKların da tam anlamı ile görevlerini yetine getirdiğini söylemekte inanın zorlanıyorum.
Zaman zaman öyle konular oluyor ki STKların ses çıkarması gereken hem de yüksek tondan ses çıkarması gereken konularda sus pus oluyorlar.
Kimisi iktidara yakın, kimisi muhalefete yakın olduğu için başında bulundukları STKyı bir kenara bırakarak olaya siyasi bakıyorlar ve Antalya kaybederken onlar kazanıyor.
Kimisi STKları siyasete atılmak için bir basamak olarak görürken kimisi de bi yere danışman olur muyum? mantığı ile susmakta.
Hani susunca sıra size geliyordu?
Anlaşılan susunca görev ve yetki verilme sırası sizlere geliyor.
En basit hemşeri derneklerinde bile meclis üyeliği kovalanırken meslek odası ve esnaf odası başkanlarında niye hedef meclis üyeliği ya da başkan adaylığı olmasın ki?
En doğal hakları
Hak onların hakkı da ya Antalya ne olacak?
Filler tepişip karıncalar yine ezilecek mi?
Özellikle meslek odası ve esnaf odalarının siyasetten uzaklaşması gerekiyor.
Aksi halde sadece susmaya devam edecekler.
Gerçekleri ve uyarılarını gidip yetkili gördükleri kişilere aktaracaklarına Antalya halkına anlatsalar çözümü daha kolay olmaz mı?
Gazetecilik mesleğini ifa ettiğimiz için hemen hemen bütün meslek odası ve esnaf odası başkanları ile tanışırız.
Şimdi bu yazının ardından bana kızan da olacaktır biliyorum ama ne yapalım doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
En basitinden iki örnek vereyim
Antalya Kent Konseyi eskiden o kadar aktifti ki Antalya adına söyledikleri dikkatle takip edilir ve yetkili kişiler ile kurumlar uyarıları dikkate alırlardı.
Konseyin kolları olan çalışma guruplarının söyledikleri dahi dikkatle takip edilirdi.
Sonra uzunca bir süre sessizliğe bürünüldü.
Son dönemde Sema Nur Kurt hanımefendi yine Antalya için önemli gördükleri söylemeye başladı.
Eşgüdüm Kurulunu geçmişten bu yana hayretler içerisinde takip ediyorum.
Kurulun başındaki ismin kim olduğu değil ne yaptığı da değil beni ne yapmadıkları ne söylemedikleri daha çok ilgilendiriyor.
Bazı dengeleri sağlayabilmek adına her doğruyu her yerde söylemiyorlar.
Eşgüdüm Kurulu bunu yapmasa da meslek odası başkanlarının bazıları çıkıp da Kral çıplak diyebiliyor.
Antalya adına hizmet eden her bir bireye binlerce kere teşekkür ederim
Amacımız kimseyi üzmek ya da kırmak değil.
Amacımız bireylerin ya da kurumların değil Antalyanın her daim kazanan olması