sur yapı
Anasayfa > Yazarlar > YALÇIN KÜÇÜK > TELEFONA SIĞAN BAYRAM
YALÇIN KÜÇÜK

TELEFONA SIĞAN BAYRAM

22.05.2020 19:34 12 14 16 18 yazdır
Yazar : YALÇIN KÜÇÜK
Gün gün ramazanı tüketip, bayrama yaklaşıyoruz.
Salgın hastalık gölgesinde doyasıya yaşayamamış olsak da ramazan heyecanını, araya mekânsal ayrılıklar girecek olsa da, doyasıya kucaklayıp hasret gideremeyecek olsak da sevdiklerimizi…
Ekranlara, telefonlara yükleyecek olsak da; sevgimizi, özlemlerimizi…
Bayramın gelişini beklemek çok güzel!
Bayram günlerinin sevinçleri akla gelince, hiç batmayan bir güneşle içimizin ısındığını hissederiz…
Kalbimizin lüzumsuz istekleri bizden teselli beklerken, gönlümüz aklımızdan medet umar, imkansızlıkları yok etme adına…
Dünya hayatı insana derecesini kazanması için sınama mekânı olarak verilmiştir.
Hiçbir insan yoktur ki, en basit davranışlarından en olgun davranışlarına kadar, yaptığı işleri kalbinden geçirmemiş olsun.
Çünkü dostlarım hareketler önce kalpte şekillenir, daha sonra eyleme dönüşür.
Ve çoğu zaman bizler midemizin tokluğu ile meşgul olurken, gönül bahçemizi leş kargaları istila eder…
Bu açgözlülük içinde gerçeklerin ebedi hüsran, acı bir akıbet olması kaçınılmaz değimlidir?
Neden şikayet ediyoruz ki virüs hayatımızı alt – üst etti diye?
Bizler yıllar yılı bayramları tüketim çılgınlıklarımıza vesile edip sadece midemizi ve dış görünüşümüzü düzeltme çabasına girmedik mi?
İşte yılların birikmiş menfi amellerimizin karnesi!
Bayramı sosyal medyadan, telefon ekranlarında gerçekleşecek tebrikleşmelerle sıgdıryoruz.
Yıllar yılı görmezden geldiğimiz eş – dost, akrabayı bu bayram hatırlasak da ziyaret etme şansımız yok...
Ne hazin, ne ibretlik bir fotoğraf ortaya çıkan.
Pek tabii; görüp, anlayabilene…
Şair: “Ya bayramlar bayram olsun kurtulsun, Ya takvimler cayır cayır yırtılsın” Sözünü boşuna mı söylemiş?
İnsan kendisiyle hesaplaşmaya sevdalı olmalıdır.
Önce kendisi ile sonra çevresiyle…
Çekirgeler bir bulut olur gönül ülkemize dolarsa, ne yapılır hiç düşündünüz mü?
Gemiyle açıldığımız deryada başlayan fırtınaya karşı sığınak
Besmeleden başka nedir ki?
Ademoğlu  hırs ve tamahtan kurtulmadıkça sabrın tadı  bulunur mu?
Bizler gözümüzü karartıp, vicdanlarımızı köreltmeye devam ettikçe, artık bayramlar dört duvarlar arasına mahkum olmaya devam edecek…
Oysa bayramlar dostu hatırlamanın mevsimidir.
Dost ile daha içli dışlı olma günüdür.
Sevgiliyle beraber olduğu zamanı, yaşadığı en mutlu  an saymalı  insan.
Diğer zamanlar boşa gitmiştir.
Sevginin karşılıksız olduğu görülmemiştir.
O halde yâri aramakla ömür kaybolsa ne gam.
Ömür yâri aramak için yaratılmamış mı?
Gül sevgiyi temsil ediyorsa, çöplükte neyi arıyoruz?
Gençlik bir bahar mevsimidir ki, İçinde; hem yaz, hem güz, hem kış vardır.
Etrafını dikenlerin sardığı gençlikten gülistanlar oluşturması beklenemez.
Bahçenin güzel olması, gülzarların dolması bahçıvanın elinde değimlidir?
Şehrin sokaklarını temizlemeye uğraşanlar,
Bu emeklerini insanların kalbini temizlemeye ayırsalar çok daha hayırlı bir işe imza atmış olmazlar mıydı?Belki o vakit böylesi ağır imtihanlarımız olmazdı.
Evlere hapis olup, sevdiklerimize ekranlardan el sallamazdık.
Sevgiler çoğaldıkça, aşkın zayıf tarafı ortaya çıkar.
O halde sevgileri çoğaltmalı ki hangisinin samimi, hangisinin göstermelik olduğu anlaşılsın.
Anlaşılmak adına da konuşmak – haykırmak gerek.
En iyi mücadele; gençlikte verilendir …
İhtiyar istese de zaten  kolay kolay kötülüğe bulaşamaz.
İnsan denilen varlık her gün kendisini  muhasebe süzgecinden geçirmelidir.
Her kafanın içinde beyin olduğunu sananlar, dünya malına tutsak olmuş kişilerin de beyni olduğunu iddia edilebilirler mi?
Şayet beyinleri olsa, güzelim hürriyet dururken, esareti tercih ederler mi hiç?
En çok kananlar ve aldananlar en az ilme sahip olanlardır…
Her organımız yaptığından sorumlu değilse; özgürlük neye denir?
Ekmek kadar, su kadar, aziz olan nice şeyler vardır ki; hayatın günlük uğraşıları arasında kaybolur gider…Bayramlar; yalnızca  şeker, çikolata, baklava yada janjanlı bayramlıklar giymek  değildir!
Bu gerçeği bu bayram çok daha iyi kavrayacağız.
Bayramlar; yan bakılana tebessüm etmekti…
Yakın etmektir ırakları muhabbetle…
Paylaşmaktı sofradaki aşı…
Ve biz; kibrimizle, kanaatsizliğimizle, ekabirliklerimizle yok ettik tüm güzellikleri…
Bayram sevinçlerimizi yeniden bizlere bahşetsin temennisiyle şimdiden bayramınız mübarek olsun.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.