konyaaltı bld
Anasayfa > EĞITIM > ‘Uzaktan Eğitimde Erişim Sıkıntısı Var’

‘Uzaktan Eğitimde Erişim Sıkıntısı Var’

22.04.2021 11:05 12 14 16 18 yazdır
Eğitim Bir Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, uzaktan eğitim süreciyle ilgili sendika olarak yaptıkları araştırmaya göre en önemli sıkıntının yüzde 74’lük oranla öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu söyledi.
 ‘Uzaktan Eğitimde Erişim Sıkıntısı Var’

Eğitim Bir Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, uzaktan eğitim süreciyle ilgili sendika olarak yaptıkları araştırmaya göre en önemli sıkıntının yüzde 74’lük oranla öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu söyledi.

‘Üçte ikisi canlı dersi takip etmiyor’

Salgın sürecinde ortaya çıkan öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla sendika olarak “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve Öneriler” başlıklı raporu hazırladıklarını belirtenEğitim Bir Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, ortaya çıkan tabloda Türkiye’de uzaktan eğitim sürecinde teknolojik imkânları yetersiz olduğu için öğrencilerin derslere bağlanamadığını ya da dersleri takip edemediğinin ortaya çıktığını dile getirdi.  Miran, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2020 verilerine göre hanelerin yüzde 16,7’sinde masaüstü bilgisayar, yüzde 36,4’ünde taşınabilir bilgisayar, yüzde 22,4’ünde ise tablet bilgisayar bulunduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ise öğrencilerin üçte ikisinin canlı dersleri takip edemediği, dersleri takip edenlerin üçte ikisinin ise cep telefonuyla dersleri takip ettiklerini söyledi.

‘Yüzde 50 ve üzeri hiçbir etkinliğe katılmıyor’

Katılımcıların uzaktan eğitimde yaşadıkları en büyük zorluklara da değinen Miran, “Yüzde 74’ü öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu, yüzde 47’si evden çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünü, yüzde 46’sı evde kaliteli internet hizmeti eksikliğini, yüzde 41’i teknik cihaz eksikliğini (dersler için web cam, bilgisayar vb.), yüzde 40’ı canlı ders platformu altyapısının yetersizliğini, yüzde 39’u öğrencinin dijital okuryazarlığının yetersizliğini, yüzde 38’i müfredatı uzaktan eğitime adapte etmeyi, yüzde 34’ü dönüt vermeyi, yüzde 29’u uzaktan öğrenme için öğretim materyali hazırlamayı, yüzde 20’si uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olmamayı ifade etmiştir. Öğretmenlerin yaklaşık dörtte biri yüzde 90’dan daha fazla oranda öğrencinin derslere katıldığını, her üç öğretmenden biri yüzde 50 ve üzeri öğrencisinin herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını kaydetmiştir” diye konuştu.

‘Uzun canlı bağlantı motivasyon kaybı oluşturuyor’

Bunun yanısıra katılımcı öğretmenlere göre öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesinin nedenleri arasında uzun süren canlı eğitimler, ebeveynlerin bu esnada yardımcı olmaması, ailelerin ilgisizliği, sınav yada not gibi ölçme değerlendirmesinin yapılmaması ve sessiz bir ortamın olmayışının olduğunun raporda ortaya çıktığını belirten Başkan Miran sözlerini şöyle sürdürdü: “ Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinin uzaması sebebiyle ciddi motivasyon kaybı içinde olması (yüzde 57,5), ebeveynlerinin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması (yüzde 44,6), ailelerin çocuklara yeterince destek olmaması (yüzde 40,2), sınav ya da not gibi ölçme değerlendirmenin yapılmaması (yüzde 38,0), öğrencilerin akranlarından uzak olmasıyla sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkilenmesi (yüzde 36,6), ailesinin çalışması sebebiyle destek eksikliği (yüzde 29,9), sessiz çalışma ve öğrenme ortamının olmaması (yüzde 26,7). Bu veriler, ailelerin teknolojik, fiziki ve sosyo-kültürel imkânlarının çocukların uzaktan eğitime erişmelerinin üzerindeki en temel unsur olduğunu ortaya koymaktadır”

Başkan Eyüp Bülent Miran, raporda yer alan önerilerden bazılarını şöyle sıraladı:

-“Çocukların fiziki ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve refah içinde büyümelerini sağlamak için,  akranları ile birlikte okul ve sınıf ortamında olmaları önemlidir. Bunun için gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi sağlanmalıdır.

-Öğretmenleri ve diğer okul personelini aşılamak, okulları güvenli bir şekilde açmak için önemlidir. Eğitim çalışanlarını öncelikli olarak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece onlar için değil, toplumun tüm kesimleri için azaltacağı da dikkate alınmalıdır. Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra, bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik bir karar olacaktır.

-Okulları açmak ve okulların açık kalmasını sağlamak, öğrencilerin daha fazla kayıp yaşamasını önler. Ortada bir yılını kaybetmiş milyonlarca öğrencinin olduğu dikkate alındığında öğrenme kaybıyla mücadele için günü kurtarmak yerine, proaktif ve etkin stratejiler geliştirilmelidir. Öğrencilerin öğrenme kaybını gidermek için elimizde sihirli bir değnek bulunmamaktadır. Bunun yerine, iyi bir planlamaya, yoğun çalışmaya ve motivasyona ihtiyaç vardır. Öğrenme kaybını tespit çalışmalarına ivedilikle başlanmalıdır. Öğrenme kaybını gidermek için millî bir seferberlik başlatılmalıdır. Öncelikle öğrencilerin öğrenme kaybı düzeyi en kısa sürede tespit edilmelidir. Tüm öğrencilere yönelik yapılacak öğrenme kaybını tespit etme çalışmaları, telafi eğitim programlarının içeriği, süresi, uygulaması ve yöntemi gibi birçok kritik husus ile ilgili temel verileri sunacaktır. Öğrenme kaybını tespit etme çalışmalarının en kısa sürede başlaması bir zorunluluktur.

-Öğretmenlerin büyük çoğunluğu farklı zaman dilimini ve yöntemini önerse de öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi etmek için bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Farklı ülkelerde öğrenme kayıplarını gidermek için yapılan uygulamalar dikkate alınarak, online telafi eğitimi programı bir an önce başlatılmalıdır. Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak, okul, ilçe hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır. Öğrenme kaybı yaşayan öğrencilerin mevcut müfredatı takip etmesi makul değildir. Telafi uygulamasında olmazsa olmaz temel kazanımları içeren bir müfredat planlaması yapılmalıdır.

-Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”

 

 

yavuzcan sur yapı
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri